2010 Hobi Gruplari B.S.Bel.Sergisi

Thumbnail image

Ebru Kursları

Merkezi yapılanmadan ziyade eğitimi değişen şartlara göre çeşitlendirebilen ve sürekli eğitimi talep eden bir toplumun oluşumunda; üniversitelerin Sürekli Eğitim Merkezlerince verilecek eğitimlerin yerel ve bölgesel kalkınmada ve özellikle hizmet sektörlerinde kalıcı etkileri olacağı görülmektedir. Bugün tüm illerimizde üniversite kurulmuştur ve özellikle az gelişmiş veya gelişememiş illerin rekabet düzeyini yükseltecek etkin kurumun üniversite olacağı bu illerimizde yaygın olan bir kanaattir. Bu illerimizdeki yeni kurulan üniversiteler; bulundukları illerde hizmet sektöründe faaliyet gösteren işyerlerinin bakış açısını değiştirerek, üniversite tercihi yapacak öğrenciler için tercih edilir iller düzeyine ulaşmanın alt yapısını kurmak zorundadır. Böylece illerimiz, sadece bilgiye ihtiyaç duyan toplumlar olmaktan çıkıp, bizzat bilgiyi kullanarak hizmet üreten bir il olmak için çalışmalar yaparak illerimizdeki hizmet sektörü ve diğer sektörlerin gelişimini sağlayacaktır.

Bu çalışmada; özellikle yeni üniversiteleşen illerimizde modern eğitim alt yapısı, ulusal ve küresel çapta rekabet ve işbirliği, hizmet üretme sektörlerinde yönetici ve çalışan eğitiminde hissedilen boşluğu doldurmak iddiasını taşıyan üniversite Sürekli Eğitim Merkezlerinin illerimizin ekonomik gelişimindeki eğitim merkezli etkileri ifade edilmeye çalışılmıştır. Bacasız fabrika niteliği taşıyan ve birçok sektörü tetikleyen üniversiteler büyüdükçe; hizmet üreten sektör ve nitelikli eleman istihdamını başaran illerimiz ülkemizin seçkin illeri arasındaki yerini alacaktır. Sonuç olarak; hizmet sektörlerindeki gelişmeler; yüksek öğretim için tercih edilen illeri güçlendirirken illerimizde Sem’ler vazgeçilmez eğitim merkezleri olacaklardır.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Devamını Oku Yorum Yok

Kazananların Sergisi

Thumbnail image

Anadolu Güzel Sanatlardaki Tüm Kurslar

YAĞLI BOYA RESİM TEKNİĞİ
Rönesans’tan günümüze kadar en çok uygulanan ve kabul görmüş resim tekniğidir. Yağlı boya tekniği yapım sırasında kısmen hata kabul eden bir tekniktir. İstenmeyen yerler sonradan düzeltilebilir. Yapılan resimler uzun ömürlüdür. Temizlik ve bakımı kolaydır. Yağ (bezir yağı) ve toz boyaların karışımıyla yapılmış boyalara yağlı boya denir. Bu karışımın içine katılan diğer maddeler boyanın kalitesini belirlemektedir. Yağlı boyada aranan başta gelen özelliklerden biri renklerin solmaması, diğeri, üzerinde kabuk yapmadan kurumasıdır. Yağlı boya tekniğinde iyi sonuç almak için: Resim yapılacak sathın iyi hazırlanmasına, kaliteli boya kullanılmasına, incelticilerin kaliteli olmasına, boya paleti, fırçalar ve resim sehpasının kullanışlı olmasına dikkat edilmelidir. Ayrıca güzel resimler yapmak için çok çalışmak gerekir. Çok çalışmak kaliteyi de beraberinde getirir.
Yağlıboya Resim İçin Satıh Hazırlanması: Tuval: Yağlı boya resim yapmak için kullanılan yüzeye denir. Resim sathı; karton, tahta veya şasi üzerine bez gererek yapılacak tuvallerden yapılır. Resmin boyutlarına uyan boyut ve kesitlerde ahşap şasi üzerine bez gerilerek yapılacak işlemde ahşapların kesit ve boyutu resim boyutuna göre değişir. Ahşabın kesiti 2X4 cm den başlamak üzere resim boyutu büyüdükçe kesit kalınlıkları da bez gerildiğinde esneme yapmaması için kalınlaştırılmalıdır. Şasi üzerine bez gerildiğinde boyanırken bezin yapışmamasını ve iz yapmamasını sağlamak için ahşabın bir yüzü içe eğimli olarak rendelenmelidir. Şasinin çatılması köşelerinden yapıştırma, çakma ve kamalı olmak üzere çeşitli şekillerde yapılır. Yapıştırma ve çakma ile yapılan şasilerde köşeler sabit olur. Kamalı şasilerde bez gerildikten sonra tuvalde olabilecek bollaşmalar kamaların sıkıştırılması ile düzeltilebilir. Çatılmış bir şasiye bez gerilerek çakılmalıdır. Gerilecek bezin az bükümlü iplikten dokunmuş olması halinde, gerildikten sonra tuval bollaşmaz. Bezin kaba veya ince dokulu olması isteğe göre seçilir. Ayrıca bezin sentetik elyaflı olmamasına dikkat edilmelidir. Sentetik elyaflı bezlerin elektrik yükleri nedeniyle fazla toz tutacaklarından ileride resimlerin daha çabuk kirlenmesi gibi sakıncaları olacaktır. Şasi kenarlarından yaklaşık 5 er cm. büyük kesilen bez, kenar ortalarından başlamak üzere başlı küçük çivilerle şasiye çakılır. Bezdeki iplik dokusunu şasi kenarlarına paralel olması sağlanmalıdır. Çakma işlemi sırasında ağzı geniş germe pensesi ile bezin gerilmesi iyi olur. Gerilmiş tuvallerde ve bitmiş resimlerde herhangi bir nedenle bollaşma olursa, tuvalin arkasını ıslak bir fırça veya süngerle nemlendirerek, kurumaya bırakmak ve bu işlemi bir kaç kez tekrarlamak bollaşmayı giderebilir.

Thumbnail imageAnadoluThumbnail imageAnadoluThumbnail imageAnadoluThumbnail imageAnadoluThumbnail imageAnadolu

Devamını Oku Yorum Yok

Hobi Sanat Atölyesinin B.Şehir Belediyesindeki Sergi

Thumbnail image

Adana da Çocuklar İçin Eğitici Kurslar

MANZARA RESMİ Resim Teknikleri
Kurşun Kalem Tekniği Kurşun kalem, bir önceki öğrenme faaliyetinde tanıtılmış ve çizim çalışmalarında da yeri geldikçe kurşun kalemden bahsedilmişti. Desen çalışmalarına normal koyuluktaki (BHB) kurşun kalemlerle devam edilmelidir. Kara kalem isminden de anlaşılacağı gibi rengi siyah olup, siyah-beyaz çalışma olanağı verir. Bunların yağlı ve kuru olan cinsleri vardır.
Dereceleri büyüdükçe (1,2,3,4) sertlikleri de artar. İlk çalışmalarımızda hatalarımız çok olacağından silgiye ihtiyacımız fazla olur. Onun için önce kalemi fazla bastırmamalı, çizginin koyuluğundan emin olunduktan sonra koyuluk tonu ve gölgesi işlenmelidir.

Thumbnail imageYağlıboya SanatçılarıThumbnail imageYağlıboya SanatçılarıThumbnail imageYağlıboya Sanatçıları

Devamını Oku Yorum Yok

Hobi Sanat Atölyesinin B.Şehir Belediyesindeki Resim Sergileri

Thumbnail image

Çocuklar İçin Yaz Kurslari

Uluslararası ilişkilerdeki çok hızlı gelişmeler ve etkileşimin yaşandığı günümüzde; ülkeler iç bünyesindeki değişim hareketlerinin daha etkin hale gelmesi için gayret gösterirlerken, diğer taraftan ülkelerarası etkileşim ve ilişkilerde etkin söz sahibi olmayı hedeflemektedirler. Son yıllarda meydana gelen krizlerin tüm ülkeleri çok boyutlu etkilemesinin sebebi de karşılıklı ilişkilerin uluslararası işbirliğinin ekonomileri adeta tek ülke ekonomisi halinde getirmesindeki yapılanmadan kaynaklanmaktadır. 20. yüzyıla ait bir olgu olan içine kapalı toplumlar ve ülkelerin yerine 21. yüzyıl, sadece ülkelerarası değil kıtalararası etkileşimin sınır tanımayan bir güç haline geldiğini başlatan bir dönemi işaret etmektedir. Diğer ülkeler gibi Türkiye’de stratejik konumunun gereği birçok konuda gelişmiş ve gelişen ülkelerden doğrudan etkilenmekte ve bu etkilere karşı gerekli tedbir ve düzenlemeleri yaparak 21. yüzyıl için planlamalar yapmaktadır. Günümüzde; bilginin önemi ve kullanımının sektörlere ve kullanıcılara aktarılması değişik yöntemleri ve teknolojileri de beraberinde geliştirmiştir. Sürekli Eğitim, Hayat Boyu Eğitim veya Ömür Boyu Öğrenme kavramları öncelikli olarak üniversitelerde ve devamında yerel yönetimleri de kapsayan kurumsal yapılanmalara dönüşmüştür.

Thumbnail imageThumbnail imageThumbnail image

Devamını Oku Yorum Yok

Öğrenci Sergisileri ve Örnekleri

Thumbnail image

Ebru Kursları

İnsanoğlunun ilk atalarının ortaya çıktığı dönem günümüzden yaklaşık iki milyon yıl önce başlayan ve 10.000 yıl önce son bulmuş olduğu tahmin edilen Paleolitik Çağ olarak kabul edilmektedir. Bu dönemin ilk el aletlerinin üretimiyle insanlaşma sürecine girişi de temsil ettiği var sayılmaktadır. Ancak verilen bu tarihlerin dünya geneli için geçerli olduğunu, fakat yerel olarak değişmeye açık bulunduğunu da belirtmek gerekir.3 Orta Avrupa’da Üst Paleolitik dönemde kayıtlara geçen bazı pişmiş toprak örnekler bulunsa da Anadolu’da Paleolitik çağda pişmiş toprak ürünlere rastlanılmamaktadır.4 Neolitik çağ ile birlikte özellikle kilin pişirilmeye başlanması hem bu önemli malzemenin kullanım amaçlı olarak hayata girmesinde, hem de sanatsal bir malzemeye dönüşmesinde dönüm noktası olmuştur. Neolitik çağ ile başlayan, daha sonra yerleşik düzende devam eden seramik üretimi, günümüzde de gelişerek etkinliğini sürdürmektedir.

Pişmiş toprağın, ilk olarak depolama amacıyla kullanılan kapkacak ve küpler şeklinde günlük hayatın içine girdiği bilinmektedir. Dinsel törenlerde simgesel anlamlar taşıyan idoller; aydınlatmayı sağlayan kandiller; haberleşme ve belgeleme işlevi olan tabletler; tuğla, kiremit, suyolu ve künk gibi mimari elemanlar; takılar ve süs eşyaları, çanak çömlek, ocak gibi gündelik kullanım eşyaları; ölü küllerinin saklandığı kaplar ve lahitler seramiğin sayısız formlarından bazılarıdır.5 Seramik, kısa sürede günlük hayatın vazgeçilmezlerinden olan pekçok ürünü insan hayatına sokmuştur, malzemenin esnekliği ve şekillendirmedeki kolaylığı sayesinde inanış ve dini ihtiyaçları karşılayan nesnelerden, çocuk oyuncaklarına kadar geniş bir ürün yelpazesinin üretilmesine imkân sağlamıştır.

Seramiğin 8000 yıllık tarihine damgasını vuran bereketli Anadolu toprakları, asırlar boyunca çok çeşitli uygarlıklara kapılarını açmış, topraklarında farklı kültürleri konuk etmiş ve insanlık tarihinin en önemli dönüşümlerine tanık olmuştur. Maya uygarlığından 4000 yıl, tarih öncesi Mısır’dan 1000 yıl önce, toprakla ateş Anadolu’da Çatalhöyük’te buluşmuştur. Anadolu toprağı üzerinde, Neolitik çağdan Roma ve Bizans’a, Selçuklu ve Osmanlı’dan Modern Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan tarih yolculuğunun her adımında karşımıza yeni buluşlar, farklı formlar ve arayışlarla seramiğin izleri çıkmaktadır.6 Çanak-çömlek yapımının ilk kez nerede gerçekleştirildiğine dair kesin verilere ulaşamamakla birlikte Anadolu ve Yukarı Mezopotamya’da birçok yerleşmede gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda, İ.Ö. 6000’lere tarihlenen örneklere rastlanmıştır. Bu anlamda Anadolu topraklarının seramiğin de anavatanı olduğunu düşünmek yanlış olmayacaktır. Neolitik çağ ile başlayan pişmiş toprak eşya üretimi, sadece günlük kap ve kullanım eşyası ile sınırlı kalmamıştır. Çamurun plastik özelliği karşısında büyülenen Anadolu insanı, kille şekillendirdiği ana tanrıça heykelciklerinde inancına dair simgeleri elle tutulur hale getirerek, sanatsal yaratım gücünü ele veren uğraşlara da girişmiştir. Konya-Çatalhöyük’te, Diyarbakır Çayönü Höyük’de ve Burdur Hacılar’da gün ışığına çıkarılan ana tanrıça idolleri, belki de çamurun insan eliyle aldığı en naif ve en güzel biçimlerdir.

Thumbnail imageAdana Yetenek Sınavları Thumbnail imageAdana Yetenek Sınavları Thumbnail imageAdana Yetenek Sınavları

Devamını Oku Yorum Yok