Kategori: Heykel Grubu Kursumuzda Videolar

Adana da Heykel Kursları Veren Atölyeler

Thumbnail image

Sanatta yeniliğin, gerçek yeniliğin ne olduğunu doğru olarak kavrayabilmemiz için, önce sanatta yenilik ile sanatsal gelişme, giderek, sanatsal gelişme ile toplumsal gelişme arasındaki ilişkiye bakmamız gerekir. Çünkü sanatsal gelişmenin olduğu kadar, toplumsal gelişmenin de en önemli etmenlerinden biri, eski ile yeni arasındaki mücadeledir. Sanatsal ve toplumsal gelişmenin itici gücü, eski ile yeni arasındaki mücadeleye dayanır.

Tıpkı yeni üretim tarzı ve üretim ilişkilerinin eski üretim tarzı ve ilişkilerinin içinden doğması, onunla bir çatışmaya girmesi ve sonunda onu tarihte olumsuzlayarak aşması gibi, sanatta yeni de, eski olanın bağrında gelişerek onunla bir çatışma içine girer ve sonunda onu olumsuzlayarak aşar. Sanat tarihine bu açıdan baktığımızda göreceğiz ki, bütün bir sanatsal gelişme, yeni ile eski arasındaki mücadeleyle varlığını kazanmakta ve yerini öbürüne terk etmektedir. Sanatsal gelişme ile toplumsal gelişmenin bağıntısı içinde bunu şöyle örneklendirebiliriz: Nasıl Ortaçağ sosyo-ekonomik yapısı ve feodal üretim tarzı ile aşılarak geride bırakılmışsa, buna bağlı olarak feodal sanatsal kültür değerleri de Rönesans’ın yeni sanatsal kültür değerleri karşısında öylesine aşılarak geride bırakılmıştır.

Thumbnail image

okumaya devam et

Adana da Anadolu Sanat Eğitim AtölyesindeÖğrencilerin Çalışma Ortamları Videoları

Thumbnail image

Gerçekçi sanatta, her tip kişilik özelliklerini taşır, ama her kişiliğin tip özellikleri yoktur. Kişilik imgeleri tipik durumlar içinde verildiği sürece, yapıtın tümü gerçekçi yöntemin sınırları içinde bulunuyor demektir. «Buradan da anlaşılacağı gibi, tip özelliği gerçekçiliğin geçici bir özelliğidir, çünkü gerçekçilikle birlikte tipleştirme de değişmektedir. Klasik anlamda «tip»in olmaması, tipik olanın, daha doğrusu, gerçekçi olanın verilmemesi anlamına gelmez. Tipin oluşabilmesi, gerçekçi kişiliğin genelleşebilmesi ölçüsüne bağlıdır; böyle bir genellendirmenin yapılabilip yapılamaması, yapıttaki gerçekliği ortadan kaldırmaz. İşte burada da, toplumcu gerçekçiliğin nasıl klasik ya da eleştirel gerçekçiliğin düz bir devamı olmadığını; onu biçimce değil, özce kavrayarak geliştiğini görmekteyiz.

Thumbnail image

okumaya devam et

Adanada Ev Hanımları Yeni Meslekler Peşindeler

Thumbnail image

Gerçekliği bilmenin bir kategorisidir tipiklik. Biz gerçekliği ancak tipiklik içinde kavrayabiliriz. Buysa, demin açıklamaya çalıştığım anlamda, doğal öğeyle görel bağımlılık demektir; yani, ne^natüralizmin yaptığı gibi, doğal öğeyle tam bağımlılık, nede biçimciliğin yaptığı gibi, doğal öğeden tam bağımsızlık, başka bir deyişle, tipiklik, bizim gerçekliği, ne salt mutlaklık, ne de salt görecelik içinde kavramaktan alıkoyan bir bilgi-kuram-sal kategoridir. Nitekim değer-bilgisel (aksiyolojik) eksik yanıyla birlikte, Lukacs’ın temel yaklaşımı da budur. Dolayısıyla, toplumcu gerçekçi bir yapıtta, tipik olanın verilmesi vazgeçilmez bir özelliktir.


Thumbnail image

okumaya devam et

  • 1
  • 2
  • 8